Bu haber kez okundu.

UZM. DR. EROL GÜLFİDAN’DAN ANNE BABALARA ÖNEMLİ UYARILAR

Röportaj: Ozan Ertuğrul

Hocam öncelikle muayenehaneniz hayırlı olsun. Kaç yıllık kamu hizmetinden sonra burayı açtınız?

22 yıl kamuda hizmet verdim. Bursa’da, Düzce’de, Erzurum’da ve son olarak Bandırma’da görev yaptım. Benim ailem Bursa’da, eşimin ailesi Çanakkale’de…  Biz de ikisinin ortasında bu güzel şehirde yerleşme kararı aldık.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı olmak diğer alanlardan farklı değil mi? Sonuçta derdini anlatamayan bir çocuk var sizin hastanız.

Evet. Her hekim elbette kendi alanını mucizevî, özel olarak tanımlar. Aslında vücudumuz, insan bedeninin uyumu gerçekten mucizevî. Burada çocuk hekimliği elbette farklı, özen gerektiriyor. Yüzünün halsizliğinden, hareketlerinden, anne-babanın tariflerinden ve yaptığımız fizik muayene ve gerekirse tetkiklerle teşhis koyabiliyoruz. Tabii anne-babalar da tedavinin bir parçası. Önce onların kaygılarını gidermek gerekiyor, hekime güvenmesi gerekiyor.

Özellikle bu dönemde hangi hastalıklar yoğunlukta?

Daha çok viral üst solunum yolu enfeksiyonları vakaları geliyor ama bu dönem zatürre vakalarını da sıkça görüyoruz. Ayrıca viral solununum enfeksiyonlarıyla tetiklenen hışıltılı çocuklarında sık olduğunu da belirtmeliyim. 200’e yakın farklı viral enfeksiyon türü var. Viral üst solunum yolu enfeksiyonlarında, vücut kırgınlığı, ateş, öksürük aksırık ve boğaz ağrısı bulguları olabiliyor. Çocuklarımızın da çoğu kreşe, okula gidiyor ve damlacık yoluyla bulaşabiliyor. Kalabalık ortamlarda ve iyi havalandırılmayan ortamlarda bu hastalıkların bulaşma imkânı yüksek. Dolayısıyla birbirine aktarıyorlar. Büyük çoğunlukla beslenmesini ayarlayıp, sıvı dengesini sağlayıp, yatak istirahati ile geçirebilir. Her sağlıklı çocuğun bir dönemde 5 ila 8 üst solunum yolu enfeksiyonu geçirme ihtimali var. Ayrıca toplumda zatürre olarak bilinen ve tıbbi adı pnömoni olan akciğer dokusunun bakteri, virüs ve diğer mikroorganizmalar tarafından meydana gelen iltihabını da bu mevsimde  görüyoruz. Antibiyotikler, tedavinin temelini oluşturur. Ayrıca bol sıvı alımı, istirahat, ağrı kesiciler ve ateş düşürücüler gibi tedaviler genellikle kullanılır. Hastaneye yatması gereken hastalarda daha farklı tedaviler gerekebilir. Çok ağır zatürre durumlarında yoğun bakımda yatış, solunum desteği uygulanma zorunluluğu doğabilir.
 

Aşılama konusunda son dönemde bazı anne babalar aşı reddi yapıyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

 Aşıyı mutlaka hastalarıma öneriyorum. Devletin sıkı takip ettiği aşı sistemi sayesinde çok şükür birçok hastalığın sıklığı azaldı. Aile hekimlerimizce yapılan rutin aşılama dışında; Meningokok  ve Rota aşıları dediğimiz özel  aşıları da öneriyorum. Tabii bu biraz da bütçe işi… doğru bilgilendirme yapıldığı takdirde aileler teveccüh gösteriyor. Ben aşı reddinin en azından bölgemizde çok fazla olduğunu düşünmüyorum.

Antibiyotiklerin bilinçsiz kullanımını önleme konusunda bir kampanya başlatıldı. Çocuklarda gereksiz antibiyotik kullanım ne durumda?

İnsanların hekimine güvenmesi gerekiyor. Hekim antibiyotik yazmıyorsa tıbbi gereksinim olmadığı için yazmıyordur. Devletin yürüttüğü bu kampanya çok önemli... Eskiden insanlar gidip eczaneden reçetesiz antibiyotik alabiliyordu, şimdi alamıyor ve doğrusu da bu. Bu kamu spotları gerçekten çok etkili oldu, insanlar bilinçlendi. Evet, antibiyotik gerektiren hastalık durumlarında kullanıldığında antibiyotikler büyük bir nimet. Ama gereksiz antibiyotik kullanımında normal doğal floramız bozuluyor ve antibiyotiklere karşı dirençli mikroplar gelişiyor ve biz antibiyotikleri tükettiğimiz kadar, yeni antibiyotiklerde üretilmiyor. Şöyle bir durumla da bazen karşılaşıyoruz, kimi ailelerde antibiyotiğe karşı çok büyük bir direnç varken, kimi ailelerde de antibiyotiksiz geçmez diye bir düşünce var. Biz şunu söylüyoruz; Antibiyotik gereksinimi olduğunda doğru dozda, doğru  antibiyotik vermek çok önemli, ancak gereksiz  yere örneğin viral bir enfeksiyonda kişiyi antibiyotik havuzunun içine soksanız bile yararı yok.

Biraz da kişisel yaşama gelelim. Artık kendinize daha çok zaman ayırabiliyorsunuz değil mi?

Evet. Biraz da onun için kamu hizmetinden ayrıldım. Kendime, aileme ve hastalarıma daha çok vakit ayırabilmek için… Sabah 9’da geliyorum. Tıp kitapları okuyorum ancak medikal dışı  kitapları da okuyorum. Çocuk gelişimi ile ilgili bu yıl kasım ayında Prof. Dr. İlgi Ertem hocamızın (Dünyaca ünlü bir hocamız) Uluslararası Gelişimi İzleme ve Destekleme Rehberi (GİDR)  kursuna katıldım çok istifade ettim ve çocuk gelişimi konusuna ilgim daha da arttı. Yılda 2 kez Tıp kongrelerine gidiyorum. Bizde ‘her şeyi biliyorum’ diye bir şey yok. Tıpta ‘son’ diye bir şey de yok. Branşlaşma hep artıyor. O yüzden yenilikleri, gelişmeleri takip etmek gerekiyor

Ailelere bir hekim olarak çocuk sağlığı ve gelişimi konusunda ne söylemek istersiniz?

Teknoloji konusuna değinmek isterim. Teknoloji önemli ama bence şu an biz teknolojiyi değil teknoloji bizi kullanıyor. Çocuğa yemek yedirmek için televizyonu açmak, eline tablet, telefon vermek doğru değil. Bu sorun herkeste var. Biz teknolojiyi çocuklarımıza doğru kullanmayı öğretmeliyiz. Aslında Amerikan Pediatri Akademisi şunu diyor: “iki yaşına kadar bu  teknolojik aletlerle tanıştırmayın. Televizyon, tablet, bilgisayar, telefon bunlarla tanışmamalı” diyor.

 Bir de mutlaka el yıkama alışkanlığı kazandırmak gerekiyor. Bunu bir hayat tarzı olarak oturtmamız lazım. Yemek yemeden önce, dışarından eve gelir gelmez el yıkamak çok önemli.

 Bir de sigara mevzusu. Akciğerlerde üzüm salkımı şeklinde, çatallı keseler vardır. Bu keselere "alveol" denir. Akciğerlerin her birinde 300 milyondan fazla alveol vardır. Kana oksijen ulaştıran ve akciğer yüzeyinin daha geniş olmasını sağlayan bu alveollerin toplam yüzey alanı bir tenis sahası büyüklüğündedir. Yani “balkonda içiyorum, dışarıda içiyorum” la aslında sıkıntı bitmiyor. Çünkü soluduğumuz havayı tenis sahası kadar olan alveol yüzeyi ile temas ettirdikten sonra tekrar bulunduğumuz havaya veriyoruz. O yüzden sigaradan kendimiz etkilendiğimiz gibi yakınlarımızda etkilenebilme durumunda kalabiliyor. Aslında en güzeli mümkünse hayatımızda tam çıkarmamız.

Çocuk aslında ne ister?

Çocuklar sevilmek ister, ilgi ister, şefkat ister, oyun ister. Anne-baba oturacak çocuğu ile oynayacak. Samimi muhabbet edecek öyle yalancıktan değil, göz teması kurarak dinlemek gerekiyor. Top oyna, şarkı söyle, kitap oku, bilmece sor… Çocuk neyi istiyorsa birlikte yapmak gerekiyor. O zaman Çocuğunuzun gelişiminin nasıl bir ivme kazandığını göreceksiniz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner59

banner60