Tufan’ı bilirsiniz, Bandırma’da böyle siyasal duruşu ile kendini tanımlamış pek az gazeteci var. Hoş Bandırma’da pek gazeteci de yok da Tufan olanların içinde saygı duyduğumuz bir isimdir. 

Severiz kendisini. Refikimiz eleştiriyi pek sevmez sanıyorum ama olsun. Eleştiriden kaçmak da özgürlüğün bir parçası.

Ben bol pasta metaforlu yazısını okuyunca biraz sarsıldım ama anlamaya çalışmama da engel olmadı.

Sonuçta gazeteci de taraftır.

Taraf olması için de kendine göre gerekçeleri vardır.

Tolga’nın kazanmasını istiyor olabilir,

Tolga gençtir, her ne kadar sol her şekli ile palavra da olsa Tufan gibi o da kendini solcu olarak tanımlıyordur.

Tufan emeği ile kazanır, gecesini gündüzüne katarken Tolga malum otelin üst katında kendi sınıfından dostları ile vakit geçirir.

Tufan ile Tolga muhtemelen aynı yerde yemek yemez.

Ve Tufan emekçi, Tolga su katılmamış bir elittir.

Ama gel gör ki, Bir Beyaz Türk ve bir solcunun yolu bir gün bir yerde buluşur. Eh neticede siyaset bu..

Neyse konumuz solcu, emekçi birinin mahallenin zengin çocuğuna güzelleme yapması değil elbette. 

18 yaşındaki bir gencin doğum gününe pasta alarak kutlama yapmanın, yüzünü görmediğiniz 20 bin kişiye mektup yazmaktan daha az samimi olduğuna dair fikirler konumuz.

Tufan’ın Tolga’ya güzellemesi Tufan hariç kimseyi ilgilendirmez, hatta Tolga’yı bile.

Sonuçta Tolga’nın seçim kampanyasında takındığı halk kahramanı rolünün üzerine oturmadığını gören göz bilir.

En nihayetinde konu pasta olunca aklına Marie Antoinnette gelen tek solcu da bizim Tufan’dır.

Gençler gelecek kaygısı yaşıyormuş, tabii ki kastettiği oyunu Tolga’ya verecek Beyaz Türklerin yıllık ücreti 30 bini bulan özel okullarda okuyan çocukları olmasa gerek.

Bildiğin oyunu Ak Parti’ye verecek mütevazı ailelerin çocuklarından bahsediyor.

Yani mektubu da, pastayı da görse kanaati pek değişmeyecek kimselerden.

Ve diyor ki mektup pastadan iyidir.

Kim bilir belki de haklıdır.

Bana kalırsa zengin, fakir ortalama vatandaş da bu pasta işinden pek memnun olur. Ciddiye alındığını düşünür. 

Mektup dediğin de her seçimin fotokopi ile çoğaltılmış klişesidir.

Valla doğrusu ben de gençken bir işçi çocuğu olarak ne olacak memleketin hali diye soruyordum. 

Ama o zaman Bandırma 80-90 bin nüfuslu, pek sosyal olanakları olmayan zenginlerin KEV’de fakirlerin de Cumhuriyette okuduğu bir yerdi.

Devlet okullarında eğitim almış biri olarak pek umutlu değildim ama o günlerde bana deselerdi ki bir Parti iktidara gelecek, imkânlar çok üst düzeye çıkacak, Bandırma’ya birçok özel okul açılacak ve bu özel okullarda yer bulunmayacak. İnan geleceğe dair büyük umutlarım olurdu.

Gençleri hedefleyen tüm markalar zirvede, ardı ardına açılan mekânlar her gece hınca hınç dolu. Bakmayın siz yandık kavrulduk edebiyatına. 

Bugünün gençleri için seçenekler Tufan’ın gençliğindekinden tartışılmayacak kadar fazla.  Allah daha çok versin.. Allah yapandan da, tutarsızca eleştirenden de razı olsun.

Tufan’ı severim.  Bu satırları okuyanlar bilir radarıma yakalanırsa affetmem. 

Şaka bir yana.

Tüm yazdıklarımı unutun, bir iletişimci olarak 20 bin mektubu yüzünü görmediğiniz kimselere iletmekle, bir gence sürpriz yaparak pasta ile doğum günü kutlaması yapmak karşılaştırılamaz bile.

Tufan Tolga’ya güzellik yapmış.

Ne de olsa Tufan Tolga'yı seviyor.. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner59

banner60