banner91

Bu ülke insanının büyük bir bölümünün demokrasi, vatan, asker sevgisinin kaypak bir zeminde durduğu apaçık ortada, işin şov kısmına teşne düşüncesiz bir kitleyiz...

Öyle bir kafadır ki; dün cemaatin Ergenekon operasyonuna çanak tutan ve alkışlayanlar, en büyük demokrasi aşığı olanlardı. Ne acıdır ki operasyonun kumpas olduğu yakın zamanda mahkemelerce tescillendi. Kaldı ki bu operasyonun gerçekleştiği, subayların bir bir düzmece delillerle tutuklandığı günlerde, muhalefet tarafından operasyon kumpas olarak nitelenirken, iktidar tarafındansa muhalif kesim; darbe sevici, cunta yanlısı, halk düşmanı ilan ediliyordu…

Sebebi hala tam anlamıyla bilinemeyen Cemaat-İktidar çatışması başladığında, hoca efendi güzellemeleri yerine Pensilvanya tanımı hayatımıza girdi. Siyasiler tarafından güle oynaya gidilen eyalet en büyük şer yuvasına dönüştü ne hikmetse…

Siyaset gündeminin künyesi oldu Pensilvanya ve Paralel Yapı söylemi, bu çatışmanın nihayetinde;

15 Temmuz 2016 tarihinde cemaatin darbe girişimi gerçekleşti, yüzlerce can yitti. Dünün cemaat dostu ve cemaatin aleni, görülen eylemlerinin sorgusuzca yanında olan kitlesi (Ergenekon Kumpasında olduğu gibi) bugün, cemaatin en büyük karşıtı ve en büyük demokrasi sevdalısı görünümüne, rolüne büründü. Birbirinden taban tabana zıt iki kutupta yer alarak aynı sonucu almak mümkün olmasa gerek diyen mantık bu coğrafyada ne yazık ki işlemiyor.

Dün Ergenekon Kumpasına karşı çıkan itiraz eden muhalefet nasıl ki demokrasi, vatan, millet düşmanı ilan edildiyse bugün yine aynı tuhaflıkta ve akıl almayacak biçimde aynı ithamlarla karşılaşıyor.

Siyaset retoriğe sıkıştığında eldeki malzeme neyse o kullanılıyor. Din, bayrak, vatan, içi boş bir dava söylemiyle yıllarca hatırı sayılır bir kitleyi dahi elinizde tutabiliyorsunuz.

Dava nedir? Diye sorduğunuzda içini doldurabilecek bir kişi dahi bulmak mümkün olmasa gerek. O dava söylemine sarılan insanlar, cemaatin operasyonlarında bedel ödemiş emekli subay Ali Türkşen’e vatan düşmanı diyecek kadar zihni bulanmış mantık ve idrakten yoksun halde. Şöyle diyor Ali Türkşen tepki çelen twitinde;

‘’Bir devlet düşünün ki, kendi besleyip büyüttüğü terör örgütünün kendine yaptığı darbe kalkışmasına göz yumup, sonuçlarından dibine kadar istifade ettikten sonra, kendi içindekiler hariç herkesi terörist ilan edip, bir de kalkışma gününe destan desin. Çok mantıklı...’’

Ardından şöyle bir açıklama yapma gereği duyuyor Ali Türkşen;

Dün attığım bu tweet için; “devlet değil hükümet” yorumunu yapanlardan biri lütfen AKP’nin ele geçirmediği devlet unsuru kaldıysa söyleyiversin.

(Muhalif unsurları hariç tutuyorum.)

Dolayısıyla mücadelemiz devletimizin de tekrar devlet kimliğine kavuşacağı bir mücadele olmalıdır.

Devlet kimliğini kazandığında bu ülke Atatürk’ün dile getirdiği gibi şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olmamalıdır.

Ama toplumsal ve siyasal olarak akıllanacak gibi de değiliz. Gazeteci İsmail Saymaz dün akşam Haber Global'de katıldığı programda çarpıcı noktalara değindi. FETÖ’nün kendisi gitmiş, gölgesi yerli yerinde durduğunu ifade ediyor. Kanser hücresi gibi Gülen Cemaatinin yerini menzilcilerin doldurduğunu söylüyor. Yayının kaydını izlemek isteyenler için bağlantıyı aşağıya bırakıyorum…

İnsanlar hakikati görmek istemiyor. Bir lider miti yaratıldı çelişkiler göz ardı ediliyor. Her 15 Temmuz’da gece yarısı sala okuyup duygu kabartarak sorunları çözemezsiniz. Rasyonel düşünen kafaların devreye girmesi gerekiyor ama onun da bedeli ağır olacaktır. Siyasi erk’in bunu göze alması pek güç…

https://www.youtube.com/watch?v=3uAN52TeviM&fbclid=IwAR1TdKd47-uqBHXa5aa6jk0C9ycu6c5ImpIS-bDUipm0a-HDJV0WjyKz-_8

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.