banner91

Irvin Yalom, ‘Güneşe bakmak ölümle yüzleşmek’ adlı kitabında insanların tıpkı cinsel güdülerini ve yabani birçok duygularını bastırdıkları gibi kendi mutlak ölümleri hususunda da aynı yöntemi kullandıklarını söylemektedir. Ölüm hangi bedende görünür hale gelse ve ölüme yaklaşan beden yakın bir dostumuz dahi olsa aramıza mesafe koymak isteriz. Ölümün yakın dostumuzla birlikte bizi de alıp götürmesinden korkarak karşıtıymışçasına yaşamı öne süreriz. Hâlbuki tutunduğumuz yaşam da ölüme olan bir yolculuktur.

İnsan, değer sistemlerini bu yolculukta oluşturur, ona tutunur, dolaylı yoldan varoluşunu devam ettirir. Kimi cennet fantezilerine meftun halde sefasını süremediği hayatı ahrette yaşayacağı umut ederek, kimi yaşadığı güzel hayatın devam edeceğini düşleyerek dini usullere göre gömülmeyi arzular. Kimi de krematoryumda yakılmayı diler. Yaşam üslubuna bağlı olarak ölüm sonrası ritüelleri de değişiyor.

Bilinen en eski kabilelerde ölünün yakılması söz konusu değildir. Gömülmenin tarihi daha eskiye dayanmaktadır. Ayrıca ölünün yakılması ölen kişinin vasiyetinden değil, yaşayanların korkularından kaynaklanmaktadır. Ölen insanların kemikleri varolduğu müddetçe ruhlarının da varolduğu inancı toplumlarda korkuya neden olmaktadır. Örneğin; eşi ölen bir kadın yeniden evlilik yaptığında eski eşinin ruhunun bu durumu kabullenmeyeceği ve onları lanetleyeceği düşünülüyor. Bu sebeple çareyi ölüleri yakmakta buluyorlar.

Eski toplumlarda bir başka husus ölümün doğal bir süreç olmaktan ziyade sihir/büyü ile ilişkilendirilmesidir.

Örneğin;

Birini akrep sokup yaşamını yitirdiğinde buna sebep olanın bir büyü olduğu düşünülür. Tarih öncesi insanlarla konuşuyor olsak akrep zehrinin ölüme sebebiyet verdiği hususunda anlaşabiliriz ama ölümün doğal bir süreç olduğu konusunda muhtemelen anlaşamayız. Her ölüm kötü bir ruhun eseridir ve ölümü doğal bir süreç olarak algılama tutumuna ulaşabilmek için epey yol kat etmek gerekmektedir.

Destan ve mitlerde ölümün olağanlaşma evresine girdiği göze çarpmaktadır.

Örneğin;

Gılgamış Destanında İnsanın gelip geçiciliği, varoluş mücadelesi işlenir. Yakın dostu Enkidu’nun ölümü Gılgamış’ın ölümle yüzleşmesini sağlar. Arkadaşının yavaş yavaş çürümeye başlaması kendi ruhunda derin yaralar açmaktadır. Gılgamış, kudretli bir kraldır ama o da Enkidu gibi gelip geçici ve çürümeye mahkûmdur. Bu vesileyle ölümsüzlüğü aramaya başlar, katettiği uzun bir yolculuğun nihayetinde mutlak olan sonu değiştiremeyeceği gerçeğiyle yüzleşir.

Ancak dünyada kalacak olan cesurca atıldığı maceralar ve kahramanlıkları olacaktır. Aşil gibi, biyolojik bir varoluş yerine yaşamını dahi yitirebileceği bir maceranın içerisine kendini atarak ölümsüzlüğü seçmektedir. Bu tip destanlar tanrılar ve insanlar arasında ayrımlar yaparken insanın faniliğini vurgular. (Dr. İsmail Gezgin'in anlatımıyla video linkini aşağıya bırakıyorum.) Varoluş, ister cennet/cehennem tasarımıyla olsun veyahut Enkidu ve Gılgamış’ın nesilden nesil’e aktarılan kahramanlık ve dostluk destanı biçimiyle olsun, varlığımız ve yokluğumuz evrende küçücük bir detaya tekabül edecektir ve hatta detay bile sayılmayabilecek niteliktedir.

İnsanın bu devasa evrende yaşarken oluşturduğu sistemler, yönetim biçimleri, savaşlar ve özgürlük mücadeleleri gibi aksiyonları, sürekli olan değişimin alameti olsa da sefaleti sabittir. İnsan, her ne kadar destanlarla öykülerle sanat yapıtlarıyla gerçekleştirdiği varoluşuyla tatmin olmaya çalışıyorsa da doğanın karşısında fiziki olarak acizdir. Önemli olan elde edilen kısa hayatı değerli kılmaktır.

Bazen öyle hayatlarla karşılaşırız ki ölüm yüzünü gösterene dek yaşadığının bile farkına varamamışlardır. Tıpkı Kurosawa’nın ‘İkuru’ filmindeki ‘Kanji Watanabe’ karakteri gibi…

Film Önerileri

Ikuru/Yaşamak (1952) - Akira Kurosawa

Det sjunde inseglet/7.Mühür (1957) - İngmar Bergman

Kitap Önerileri

Yaşam ve Ölüm felsefesi - Editör Kadir Çüçen (Sentez Yayıncılık)

Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek - İrvin D. Yalom  (Kabalcı Yayınları)

Hakikat ya da Ölüm Batı Anlatı Geleneğinde Ölümsüzlük Arayışı - Thierry Hentsch (İz Yayıncılık)

https://www.youtube.com/watch?v=XgJG4SI0b4A

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.