Sohbetinden keyif aldığım, düşüncelerini önemsediğim, beraber fikir yürütebildiğim Bandırmalı değerli arkadaşım Harun Sağlam tarafından yazılan ilk kitabının ismi Kayadibi Mahallesi

Kitap “Öznesi İnsan Olmayan Balık Hikâyeleri’’ mottosuyla çıkış yapıyor.  Zıpkıncıların ve oltacıların cirit attığı, şehrin lağımının akıtıldığı denize, insan olarak değil de balık olarak bakmamızı şart koşuyor seçilen motto

Baştan belirtmeliyim ki ben iyi bir roman okuyucusu sayılmam. Enine boyuna kitabı analiz edebilecek, edebi eser eleştirisi yapabilecek yetkinliğe sahip değilim. Kısaca kitabın bana hissettirdiklerine dem vurarak ne anladığımı anlatmaya çalışacağım.

Önsözünde;

‘’Kayadibi Mahallesi, kendisini her şeyin öznesi olarak gören insanlığın, çevresine bu bakış açısıyla nasıl zarar verdiğini anlatan balık hikâyelerinden oluşuyor. Balıkların dünyasını kendi dünyamız gibi algıladığımızda ortaya çıkabilecekleri konu alıyor. Yadırgadığımız davranışlarımızın, balıkların hayatlarında nasıl etkileri olabileceğini ortaya seriyor.’’  diyerek giriş yapıyor.

Öykülerinde meramını yalın bir biçimde, dolambaçlı yollara girmeden, gereksiz romantizmden kaçınarak duru bir anlatımla aktarıyor ki beni etkileyen de bu oluyor. Yeni nesil kimi yazarlar kendini çok fazla ciddiye alıyor, ağdalı bir dil kullanıyor ki bu da bana çoğu zaman itici gelen bir unsur. Ağaçtan düşen kuru bir yaprağa bir sayfa dolusu anlam yükleyebilen yazarlarla karşılaşmak mümkün. Yaşar Kemal değilseniz komik duruma düşmeniz de yüksek bir olasılık.

Kimi insanlar bu tip romantizmi seviyor. Sinemadan da buna örnek vermek mümkün. Nuri Bilge Ceylan’ın Bir Zamanlar Anadolu’da filminden bir sahne:

Karakterlerden biri elma ağacına uzanır ve birçok elma yere dökülür, bir tanesi yuvarlanır dereye düşer ve yaklaşık 40 saniye boyunca biz bu elmayı izleriz… Gazeteci Ece Temelkuran bu sahneyi yorumlarken Nuri Bilge Ceylan’ın Anadolu sentezi yaptığını söyler. Muhtemelen Nuri Bilge Ceylan, roman olarak yazmış olsaydı bu sahneyi çok farklı anlatırdı. Elma ağaçtan yine düşerdi ama bir sayfa ve belki de daha fazla betimlenirdi. Yönetmenin Anadolu Sentezi yapıp yapmadığını daha açık bir ifadeyle öğrenmiş olabilirdik. Ece Temelkuran’ın Anadolu sentezi fikrine nasıl ulaştığına dair herhangi bir bilgimiz yok.

Kayadibi Mahallesine dönelim, kitap elime geçtiğinde iki günde bitirdim. Kimi öykülerini kitap basılmadan önce okumuş fikir alışverişinde bulunmuştuk. Tamamlanıp bir bütün olarak okumak güzeldi… Okuyucuyu bir kefal ile özdeşleştirmek, L iskeleye gelmek, duvarların ve balık halinin, İDO seferlerinin tahribini deniz canlılarının gözünden anlatabilmek kolay bir şey olmasa gerek.

Balıklar ve deniz yaşamı konusunda hiçbir şey bilmesem de kitaptan kopmadım. Kopmamın sebebi de kitapta bir türden veyahut balıkçılık tekniğinden bahsedildiğinde altının boş olmadığını küçük bir araştırmayla öğrenmiş olmamdır. Hiç bilmediğim balık türlerini, özelliklerini öğrendim. Korkulan bir balık türü zikredildiğinde ufak bir araştırma yapma gereği duyuyorsunuz ve balıkların dünyasını tasavvur ettiğinizde korkulan bir balık olmaya gerçekten değer olduğunu anlıyorsunuz.

Her ne kadar Öznesi İnsan Olmayan Balık Hikâyeleri denilse de  balıkların dünyasını anlayabilmek için insansal özelliklere sahip olmak gerekiyor. Örneğin bir iskorpit’e ayrımcılık yapılıyor. İskorpit çirkin bulunuyor, en ufak bir sorunda mahallede günah keçisi ilan ediliyor. Oysa güzel, çirkin, iyi, kötü gibi kavramlar insan aklının ürünü. İnsan kendi hayatında olağan gördüğü bu tip kavramları balıkların dünyasında gördüğünde tuhaf buluyor. Oysa tuhaf bulduğu davranışlar kendi dünyası için de tuhaf. Bu da ayrı bir ironidir. İnsan bu kitapta deniz canlısına dönüşüyor, kendi riyakârlıklarını balık biçimli insan olarak hissedebiliyor.

Fabl tekniği hayvanlarla özdeşleşebilmemiz için kaçınılmaz oluyor bir anlamda antropomorfizm/insanbiçimcilik…

İnsan, insan gibi düşünemeden ne tanrıyı ne de diğer canlıları tam anlamıyla idrak edebiliyor. Kendi yaşamına ilahi bir rol biçen insan, aynı ilahi rolle de doğayı korumaya çalışıyor ama ne yazık ki yaptığı her müdahale geri dönülmez sonuçlara da gebe.

Bu gibi sorunları dert edinen, farkındalık yaratmaya çalışan Kayadibi Mahallesi’ni internetten veya Bandırma’daki Serüven Kitabevinden temin edebilirsiniz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.