Bu haber kez okundu.

Pakize Başaran: “Bandırma’da yaşamaktan çok mutluyum”

O, ülkemizin en önemli kadın yazarları arasında yer alıyor.

Pakize Başaran’dan söz ediyoruz tabii.

16 roman, sayısız köşe yazısı ve radyo oyununun sahibi.

Yıllarca İstanbul’da kaldıktan sonra 2008 yılında, doğum yeri Bandırmaya kesin dönüş yaptı.

Başaran ile bir anılar yolculuğuna çıktık.

İSTANBUL NOTERLİĞİNDE BAŞLAYAN SANAT YAŞAMI

1935 yılında gittiğinde İstanbul’un nüfusunun sadece 600 bin olduğunun altını çizen Başaran, şunları anlattı:

“İstanbul 2. Noterliği’nde yıllarca başkâtip olarak çalıştım. 1941’de, birlikte görev yaptığım ilk noter Fahrettin Arıksu’ydu. Ancak kısa bir süre sonra vefat etti. Daha sonra Hasan Nejat Sarıca noterimizdi. Çok şakacı bir kişiliğe sahipti. Onun da vefatının ardından Avukat Ümran Nazif Yiğiter, noterimiz oldu. Edebiyatı seven bir kişiliğe sahipti ve kitapları da vardı. Yiğiter, 1950-1954 yılları arasında Konya milletvekilliği yaptı. Bir sonra noter olarak çalıştığım kişi ise Kenan Orer’di. O da daha sonra Manisa milletvekilliğini üstlendi. Birlikte görev yaptığım tüm noterler, edebiyatı seviyorlardı. Noterliğimize dönemin tanınmış çok sayıda yazarı geliyordu ve onlarla sohbet olanağı buluyordum. Bu nedenle işyerim, benim için bir ‘üniversite’ gibiydi.”

İLK ÖYKÜSÜ YENİ SABAH’TA

Edebiyat yaşamına şiir yazarak başladığını, bu arada “akrostiş” şiirler de yazdığını vurgulayan Başaran, “Noterde çalışırken yazdığım şiirleri oraya gelen tanınmış şair ve yazarlara gösterir, düşüncelerini alırdım. O dönemin önemli yazarları arasında yer alan Tarık Mümtaz Göztepe bana, ‘Şiiri bırak, öykü yaz. Ben, öykünü yöneticiliğini yaptığım Kör Kadı’da yayınlayacağım’ dedi. Yazdığım öykünün bu dergide yayınlanmasını beklerken bana daha büyük bir jest yaparak, dönemin en önemli gazetesi olan Yeni Sabah’ta yayınlattı. Dünyalar benim olmuştu. Daha sonra romanlarım arka arkaya geldi” dedi.

İLK GÖZ AĞRISI “ATEŞ PARÇASI”

İlk romanını “Ateş Parçası” olarak yayınlamayı düşündüğünü, ancak editörlerin, kitabın içinde doktor karakterinin de ağırlıklı bulunmasına paralel şekilde kitabın ismini “Benim Doktorum”a dönüştürdüğünü belirten Başaran, şunları söyledi:

“Tüm romanlarımı severek yazdım. Ancak içlerinde ayrıcalıklı gördüklerim vardır. Bunlar arasında başta, ilk göz ağrım olarak gördüğüm, daha önce İnkılâp Yayınevi’nce, ‘Benim Doktorum’ ismiyle yayınlanan ama Bandırma Belediye Başkanı Dursun Mirza tarafından yeniden, ‘Ateş Parçası” ismiyle basılan kitabım gelir. Yine başta dönemin önemli şairi Behçet Kemal Çağlar olmak üzere diğer bazı yazarların da önsöz yazdıkları ‘Meçhule Giden Yol’ romanımı da çok beğenirim.”

Döneminin kadın yazarları arasında Halide Edip Adıvar, Kerime Nadir, Muazzez Tahsin Berkant, Mebrure Alevok başta olmak üzere çok sayıda kadın yazarın da bulunduğuna işaret eden Başaran, “Ancak benim onlarla fazla bir iletişimim yoktu. Erkek yazarlarla daha iyi dostluklar kuruyordum” diye konuştu.

Halide Edip Adıvar’ın, nedense kendisini pek sevmediğini belirten Pakize Başaran, “Bir ortamda beni, kendisine yeni yazar olarak tanıttıklarında Halide Hanım, başını bana şöyle kısa bir süre çevirip, ‘Ya, öyle mi?’ demekle yetinmişti. Herhalde beni küçümsemişti” dedi.

ÇOK MUTLU OLDUĞU OLAYLAR

Yazarlık yaşamı boyunca çok mutlu olduğu anılar arasında ikisinin ayrı bir yeri olduğunun özellikle altını çiziyor, Pakize Başaran. Bu anıları şöyle dile getiriyor:

“Bunlardan biri, yazarlığa yeni başladığım gençlik yıllarımda, dönemin büyük yazarı Refik Halit Karay’ın, bana bir kitabını imzalayıp verirken, ‘Sevgili meslektaşım’ diye yazmasıydı. Bu ithaf, benim için müthişti. İnanılmaz bir güzellikti. Bandırmaya yerleştikten sonra da gazeteci-yazar Önder Balıkçı, bana bir kitabını imzalayıp armağan ederken, benden ‘Türkiye’nin gururu’ diye söz etmesini unutamam. Çok duygulanmış, ağlamıştım. Bunu, çeşitli toplantılarda, başka yazarların alınganlık gösterebileceği endişesi içinde anlatamadım.”

SANATÇI BİR AİLE OLMAK ÇOK GÜZEL

“Tüm romanlarımda memleketimi anlattım” diyen Başaran, oğlu Tunç Başaran’ın film yönetmeni, kızı Meriç Başaran’ın ise tiyatro-sinema oyuncusu olmasından duyduğu mutluluğun altını çizerek, “Sanatçı bir aile olmak çok güzel” değerlendirmesinde bulundu.

BANDIRMA’DA YAŞAMAKTAN ÇOK MUTLUYUM

2008 yılında yerleştiği Bandırma’da yaşamaktan çok mutlu olduğuna işaret eden Başaran, şunları söyledi:

“Bandırmayı çok seviyorum. Burada yaşayan insanların bana yaklaşımlarından çok memnunum. Zaten kişiliğime bağlı olarak çok küçük şeylerden bile mutluluk payı çıkarıyorum. Özellikle de kendimi çok seviyorum. Yazmak benim için bir tutku. İyi ki yazar olmuşum. İnsanlar, önce kendilerini sevmeliler. Gerisi kendiliğinden gelir.”

Bazı röportajlarda kendisine “Pakize Sultan” denilmesinden de mutlu olduğunu vurgulayan Pakize Başaran, önümüzdeki günlerde, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un kendisini kabul edeceğini sözlerine ekledi.

Önder BALIKÇI

Anahtar Kelimeler:
Pakize Başaran
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.