Gebelik döneminde hem anne adayının hem de büyümekte, gelişmekte olan fetüsün ihtiyaçların

  • Vücut ağırlığı ve toplam vücut yağı artar
  • Mide pH’ı değişir
  • Toplam vücut suyu artar
  • Annenin kalp atım hızı artar
  • Çeşitli organların (böbrek, uterus vb.) kan akımı hızlanır…

Bu değişiklikler kullanılan ilaçların özelliklerini etkileyebilmekte böylelikle plasenta aracılığıyla fetüse geçen etken madde miktarını artırmakta ve bazı durumlarda bebekte sorunlara yol açmaktadır. Bu nedenle gebelik döneminde ilaç kullanımı ciddi kaygılara neden olmaktadır.

Gebeliğin ilk dönemlerinde birçok kadın gebe olduğunu fark etmeden ya da var olan kronik hastalıkları (astım, epilepsi, hipertansiyon gibi) sebebiyle çeşitli türde ilaca maruz kalmaktadırlar. Bunun yanı sıra gebelik var olan hastalıkların migren atakları gibi semptomlarında artışa ya da hiperemezis gravidarum (gebelikte şiddetli mide bulantısı), gestasyonel diyabet gibi yeni hastalıkların çıkışına katkıda bulunabilmektedir.

Gebelikte ilaç kullanımı açısından en hassas davranılması gereken dönem majör organ gelişiminin olduğu ilk 2 aydır. Gebeliğin ilk 18 gününde maruz kalınan ilaç kalıcı hasar verecek düzeyde ise embriyonun ölümüne sebep olabilmektedir. Gebenin beslenme durumu ve tükettiği besinlerin kullanılan ilaçların farmakolojik özelliklerini değiştirebildiği, ilaçların da besinlerin emilim, metabolizma ve atılımını değiştirerek tat algısı ve iştahta azalmaya neden olabildiği belirtilmektedir.

  • Eğer anne anti-epileptik ilaç kullanıyorsa; mutlaka folik asit düzeyine bakılıp annede gerekiyorsa destek yapılmalı ve annenin greyfurt suyu tüketiminden kaçınması gerekmektedir.
  • Hiperemezis gravidarum;  bulantı ve kusmanın çok şiddetlendiği, elektrolit dengesizliklerinin gözlendiği durumda anti-emetikler düşük dozda verilebiliyor. Bu dönemde zencefilin de faydalı etkileri gözlenmiş ve yan etki belirtilmemiştir (1 grama kadar bölünmüş dozlarda kullanılabilir ancak aspirin gibi ilaçlarla etkileşime girdiği unutulmamalıdır).
  • Hipertansiyon; bu durumda diyette sodyum alımının azaltılması ve kalsiyum alımının artırılması gerekmektedir. Gebelikte hipertansiyon ilaçlarının kullanımına bağlı olarak magnezyum, folik asit, magnezyum vb. mikro besin ögelerinde eksiklikler gözlenebilmekte ve bunların takviyesi beslenme programı düzenlenerek yapılmalıdır çünkü gebelik hassas bir süreçtir.
  • Gestasyonel diyabet; durumunda insülin tedavisine başlanabilmektedir ve kan glikoz düzeyleri düzenli izlenerek, diyabetik beslenme programı uygulanmasına dikkat edilmelidir.
  • Enfeksiyon-ağrı; gelişen enfeksiyonlar sonucu reçete edilen antibiyotiklerin çoğu kalsiyum, magnezyum ile etkileşime geçebilmekte bu nedenle antibiyotik alımından en az 2 saat sonra süt ve süt grubu besinlerin tüketimi önerilmektedir. Antibiyotik kullanımı durumlarında barsak sağlığını koruyabilmek adına doğal probiyotik içeren besinlerin tüketimi artırılmalıdır. Gebelikte yüksek dozda ve uzun süreli aspirin tüketiminden kaçınılmalıdır. Aspirinin; folik asit, çinko, potasyum, demir ve c vitamini yetersizliğine yol açtığı unutulmamalıdır.

Gebelik döneminde organ oluşumu aşamasında olumsuzluk yaşanma riski yüksek olması sebebiyle mümkün olduğunca ilaç kullanımından kaçınılmalıdır. Geblikten kaynaklı tetiklenen bazı hastalıklarda (migren, kabızlık vb.) tetikleyici faktörlerden uzak kalınmalı ve diyetin bireysel olarak düzenlenmesi gerekmektedir. Emzirme döneminde de alınan ilaçların fetüse geçeceği unutulmamalı ve anne sütüne geçtiği bilinen ilaçların alımından sakınılmalıdır. Gebelik ve emziklilik dönemi gibi önemli süreçlerde bilinçsiz ilaç kullanımından uzak durulmalıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.